Elektrik Piyasasında Kurallar Değişirken Strateji Değiştirmeyenler
2026-04-12Bir sabah uyandığınızda evinizin kuralları değişmiş olsa ne yaparsınız? 2026'da Türkiye elektrik piyasasında olan tam da bu. Toplayıcılık Yönetmeliği (17 Aralık 2024) 1 Ocak 2025'te yürürlüğe girdi, TEİAŞ altyapısı Mayıs 2025'te hazır oldu. Ardından 29 Aralık 2025'te DUY değişiklikleri geldi, 11 Aralık 2025'te Kurul Kararı 14030 ile yeni dengesizlik katsayıları belirlendi — ikisi de 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girdi. Üstüne TTK ihaleleri başladı, depolama düzenlemeleri güncellendi.
Normalde bu düzenlemelerden biri bile sektörü meşgul eder. Hepsinin aynı anda gelmesi tesadüf değil — Türkiye elektrik piyasası yeni bir döneme geçiyor. Bu yazıda bu değişikliklerin ne olduğunu ve bize ne söylediğini anlatmaya çalışacağım.
Artık yanlış tarafta hata yapmanın bedeli ağır
Eskiden dengesizlik katsayıları basitti. Eksik üretsen de fazla üretsen de aynı cezayı öderdin. Sistem senin hatanın yönünü umursamazdı.
Kurul Kararı 14030 (11/12/2025) bunu kökünden değiştirdi. DUY Madde 110'daki k ve l katsayıları artık sistemin o anki durumuna göre farklılaşıyor:
- Sistem enerji açığında: k = 0,06 / l = 0,03
- Sistem enerji fazlasında: k = 0,03 / l = 0,06
- Sistem dengede: k = 0,03 / l = 0,03
Basitçe söylersek: yangın varken su getiren az ceza alıyor, yangın varken su harcayan çok ceza alıyor. Sistem elektriğe aç olduğu saatte eksik üreten yüzde 6 ceza öderken, aynı saatte fazla üreten — yani sisteme yardım eden — yüzde 3 ile kurtulabiliyor.
Formülde iki yeni parametre de dikkat çekiyor: V = 150 TL/MWh ve B = 100 TL/MWh. Eksik ürettiğinde (negatif dengesizlik) fiyat hesabı max(V, NPTF, SMF) ile yapılıyor — yani gece 3'te PTF 50 lira olsa bile hesabın 150'den yapılıyor. Ucuz saatlerde bile dengesizliğin bedavaya gelmeyeceğinin net mesajı.
Fazla ürettiğinde (pozitif dengesizlik) ise durum daha da sert: fiyatlar 150'nin altına düştüğünde fazla enerji için para almak yerine 100 TL/MWh ceza ödüyorsun. Sistem sana "fiyat zaten düşük, bir de fazla üretme" diyor.
Bir de formülde 15 dakikalık SMF ayrımı var (SMF_N ve SMF_P) ama bu henüz kağıt üstünde. GEÇİCİ MADDE 40 uyarınca 15 dakikalık uzlaştırma altyapısı 1/1/2027'ye kadar hazır olacak. O zamana kadar SMF saat bazlı çalışmaya devam ediyor. Ama 2027'de devreye girdiğinde, saat içindeki fiyat dalgalanmaları da dengesizlik hesabına girecek.
Tahmin yetkinliği düşük olan tedarikçiler için kötü haber. Katsayılar henüz yeni uygulanmaya başladı, kesin rakam vermek için erken, ama yönün önemli olduğu saatlerde faturanın belirgin şekilde kabardığını göreceğiz.
Eski muhtar gitti, yeni muhtar geldi
Dengeden Sorumlu Grupları bir mahallenin ortak elektrik faturasını bölüşmesi gibi düşünün. Birinin fazla harcadığını diğerinin tasarrufu karşılıyordu. Yıllarca işe yaradı.
Ama mahalle muhtarı yavaş yavaş değişiyor. DUY Madde 20/4-5 diyor ki: toplayıcılık lisansı alan kişi DSG üyesiyse gruptan çıkarılır, DSG tarafıysa grup dağıtılır. Lisans aldığın fatura döneminden itibaren geçerli. Kısa ve net.
Yeni muhtar toplayıcı. 17 Aralık 2024 tarihli Toplayıcılık Yönetmeliği (Resmi Gazete 32755) ile gelen bu yapı, DSG'den çok farklı bir şey. DSG sadece hesap netleştirme yapıyordu — bir nevi kağıt üstünde denge kuruyordu. Toplayıcı ise sahaya iniyor. Portföyündeki tüketim tesislerini DGP'ye ve yan hizmetlere sokabiliyor. Fiziksel olarak yükü değiştirebiliyor.
Birkaç önemli kural var: - Portföyde lisanslı ve lisanssız üretim toplamı en fazla 2.000 MW (lisanssız payı 500 MW'ı geçemez) - Lisanslı üretim tesisi bazında 100 MW üst sınır - DGP ve yan hizmetlere katılım için portföydeki tüketim tesislerinin enerji tedariki de toplayıcıya ait — sadece esneklik satıp enerjiyi başkasına bırakamıyorsun
Bu son madde çok önemli. Toplayıcı artık sadece bir aracı değil, tam anlamıyla bir enerji yönetim şirketi. Tüketiciyle hem esneklik hem enerji ilişkisi kurmak zorunda.
İlk adımlar atıldı ama yol uzun
TEİAŞ 2025'te talep tarafı katılım ihalelerine başladı. İlk deneme başarısız oldu — piyasa henüz hazır değildi. Kış dönemi ihalesi 200 MW ile başarılı sonuçlandı. 2026 yaz ihalesi için rakamlar ciddi şekilde yükseldi: aktivasyon bedeli 5.100 TL'den 6.750 TL'ye, kapasite bedeli 5.000 TL/MWh'den 7.000 TL/MWh'ye çıktı.
Bu ihalelerin mantığı basit: akşam 7'de herkes klimayı açtığında, sistem zorlanıyor. "Kim bu saatte yükünü azaltabilir?" diye soruluyor ve bunu yapana para ödeniyor. Yeni santral yapmak yerine mevcut tüketimi esnetmek — çoğu zaman daha ucuz ve daha hızlı.
Henüz GOP veya GİP'te doğrudan talep tarafı teklifleri yok — bugün bu mekanizma sadece TEİAŞ ihaleleriyle çalışıyor. Ama piyasa yapıcısının bunu GOP ve GİP'e taşımak için sabırsızlandığını düşünüyorum. O gün geldiğinde talep tarafı esnekliği bambaşka bir boyut kazanacak.
Batarya için kurallar hazır, oyuncular bekleniyor
Depolama düzenlemeleri hem DUY'daki güncellemelerle hem de Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği ile şekilleniyor. Üç tip depolama tanımlanıyor: üretim tesisine bütünleşik, tüketim tesisine bütünleşik ve müstakil.
Müstakil depolama için tedarik veya toplayıcı lisansı gerekiyor ve minimum 2 MW kurulu güç şartı var (Depolama Yönetmeliği Madde 7/1). Depolamalı üretim tesislerinde ciddi bir kural var: depolama ünitesi ilk 5 yıl yüzde 85, sonraki yıllarda yüzde 80 emre amade olmak zorunda. Bu şartı tutturamayan tesisin sisteme verdiği enerji bedelsiz YEKDEM katkısı sayılıyor — yani para almıyorsun.
Depolama henüz sahadaki etkisini göstermedi ama mevzuat tarafı artık tamam. DGP ve yan hizmetlere giriş yolu açık. Önümüzdeki iki-üç yıl asıl sınavı batarya projeleri verecek.
Güneş çok, rüzgar çok, dengesizlik de çok
Yenilenebilir enerji santrallerinin sayısı her yıl artıyor. Bu güzel bir şey ama piyasa tarafında zorlukları da beraberinde getiriyor. YEKDEM maliyetleri mevsimsel dalgalanıyor — güneşin bol olduğu aylarda farklı, kışın farklı. Bu dalgalanmayı fiyatlamaya yansıtmayan tedarikçi bazı aylarda marj yiyor, bazı aylarda zarar ediyor.
LÜY yönetmeliğindeki değişiklikler de takip edilmeli. On yıllık alım garantisini dolduran lisanssız tesisler artık toplayıcı portföyüne girebiliyor. Bu, piyasaya yeni esneklik kaynağı ekliyor ama dengesizlik yönetimini de karmaşıklaştırıyor. Daha fazla oyuncu, daha fazla belirsizlik, daha fazla dikkat gerektiren bir ortam.
Büyük resim
Bu değişikliklerin hepsine birden baktığımda gördüğüm şu:
Türkiye elektrik piyasası "herkes aynı cezayı öder, herkes aynı kurallarla oynar" döneminden çıkıyor. Yerine "ne zaman, ne yönde, ne kadar hata yaptın" diye soran bir sistem geliyor. İyi tahmin yapan kazanacak, kötü tahmin yapan kaybedecek — eskisinden çok daha fazla.
Toplayıcılık ile talep tarafı ilk kez gerçek anlamda masaya oturuyor. DSG'ler yerini yavaş yavaş toplayıcılığa bırakıyor. Depolama mevzuatı hazır, yatırımlar gelecek. TTK ihaleleri daha yolun başında ama yön belli.
Piyasa hızla değişiyor. Bu değişimi takip etmek ve fiyatlamaya yansıtmak artık bir tercih değil, zorunluluk.
Birkaç soru bırakarak bitirmek istiyorum:
Yön bazlı katsayılar uygulanmaya başladı — peki şirketiniz saatlik bazda sistem yönünü tahmin edebilecek altyapıya sahip mi? Yoksa ay sonunda faturayı görünce mi öğreniyorsunuz?
DSG'ler yerini toplayıcılığa bırakıyor. Portföyünüzdeki tüketim tesisleri bir toplayıcı için değerli bir esneklik kaynağı olabilir mi? Bu soruyu hiç sordunuz mu kendinize?
TTK ihalelerinde aktivasyon bedeli 6.750 TL'ye çıktı. Fabrikanızın belirli saatlerde üretim hattını durdurup bu ihaleden gelir elde etmesi, o saatlerdeki enerji maliyetinden daha mı kârlı?
Depolama mevzuatı hazır. Batarya yatırımı yapıp DGP'ye girecek ilk şirketler piyasada avantajlı konuma geçecek — ama bu avantaj penceresi ne kadar açık kalır?
Ve belki en temeli: fiyatlamanızda dengesizlik kalemini hâlâ "sabit bir yüzde" olarak mı kullanıyorsunuz? Eğer öyleyse, 2026 size pahalıya mal olabilir.
Bu konularda çalışmalarımı serkansaral.com üzerinden takip edebilirsiniz.